Home » Uncategorized » Karunun Hazinesi

Karunun Hazinesi

Karunun hazinesi, Lidya’nın en güçlü kralı olan Kroisos (Karun)  M.Ö. 560-546 yılları arasında Lidya’nın krallığını yapan Karun zenginliği ve bolluğu ile ün salmıştır. Paktalos Deresi adı verilen dere kenarında bulunan çok büyük altın rezervleri Lidya’yı çok zengin ve güçlü bir duruma getirmiştir. Bu altın rezervi Lidya’yı ilkçağ dünyasının en güçlü devletlerinden biri yapmıştır.

Karun Hazinesi, çoğu Karun dönemine ait olan ve Uşak İl’inin 25 km batısında, Uşak-İzmir Devlet Karayolu üzerinde yer alan Güre Köyünün kuzeyindeki Hermos(Gediz) Nehri’nin suladığı dar ovanın yakınlarında Lidya ve Greko-Pers(M.Ö. 6. yy.) Tümülüsleri bulunmaktadır. 1960’lı yıllarda çıkarılarak kaçırılan ve 1993 yılında geri alınan eserlerin toplu adıdır. Bazı kaynaklarda Lidya Hazinesi olarak da anılırlar.

1965 yılında bu alandaki soygunlar, Toptepe Tümülüsünün kaçak kazısıyla başlamıştır. Kaçak kazıları gerçekleştirenlerin ifadesine göre; mezar odasına girildiğinde, yerdeki bir gümüş testi ile çok sayıda mermer alabastron tavandan düşen bir hatıl nedeniyle tahrip olmasına karşın, hazinenin büyük bölümü ölünün yatırıldığı kline üzerinde bir tutam saç ve toz haline gelmiş kemiklerle birlikte bulunmuştur.

Uşak’ta ilk hazine Güre köyü yakınlarında ortaya çıktı. Buldukları bu eserleri köylüler tek tek çıkarıp aldıkları mücevherleri yaklaşık 60-70 bin lira civarı bir ücretle sattılar. İlginçtir güvenlik önlemleri arttırılmadı ve aynı bölgede yine bir hırsızlık vakası daha gerçekleşti, altın takı, gümüş kap gibi hazineler çalınarak yine yüksek meblağlara satıldı.

Bu odada bulunan; İnsan kulplu gümüş oinochoe, Sfenks ve altın başlı tutamaktı kepçe, tamamı altın, sallanınca ses veren makara, Altından yapılmış içleri boş, iğneli altın küpe, Aynı tip ancak daha küçük boyutta iğneli küpe Sallamalı, altından yapılmış kanatlı at şeklinde broş, Meşe palamutu sallamalı altın ve renkli taştan yapılma kolye, Akik ve taştan yapılmış geometrik şekilli kolye, Mavi renkli camdan yapılmış uçları, aplike aslan başı şeklinde bir çift bilezik, Uçları taş boncuklu püskül şeklinde altın gerdanlık kaçakçılar tarafından alınmıştır.

Toptepe Tümülüs buluntuları aracılar yardımıyla, eski eser kaçakçılığıyla örgütlü bir biçimde uğraşan alıcılara satılmıştır.

1966 yılında Güre’de ikinci bir soygun yaşanmıştır. Güre Köyü’nün yakınında yer alan, yörede İkizce olarak adlandırılan İkiztepe Tümülüsü’nün batı yamacımla düzgün bir mermer blok, bir köylü tarafından bulunur. Bu ipucunu değerlendiren ve bir yıl önceki soygunu bilen kaçakçılar, İkiztepe’de kaçak kazıya başlarlar. Bir türlü mezar odasına ulaşamayan kaçak kazı ekibi, yeni katılanlarla sonunda yeri bulunan mezar odasının tavanı barutla patlatarak içeri girmiştir. Ancak bir süre sonra paylaşımda haksızlığa uğradığını düşünen bir kişi, durumu jandarmaya ihbar etmiştir. Güvenlik makamlarınca sürdürülen operasyonlarda bazı eserler ele geçirilmişse de, jandarmaya ateş açarak kaçmayı başaran kaçakçı, elindeki eserlerin tümünü, Toptepe Tümülüs buluntularını satın alan aynı kişiye ulaştırmayı başarmıştır. Operasyonlarda yakalanan kişiler, çeşitli cezalara çarptırılırlar. Ama olaylar yatıştıktan sonra İkiztepe’de Gürelilerce yapılan kaçak kazı sonucunda ikinci mezar odasına da ulaşılır. Ancak, mezar, hiçbir buluntuyu içermemektedir. Kaçakçılar, eserlerin kline içinde olabileceğini düşünerek hırsa kapılmış ve klineyi parçalamışlardır. Bu klinenin bir parçası, bir köy evinin duvarında yapı elemanı olarak görülebilir.

Daha sonraki yıllarda, aynı yöredeki bir başka tümülüs Aktepe’nin mezar odası, avlanmakta olan köylülerce bulunmuştur. Tümülüste bulunan kırmızı, mavi, siyah ve yeşil renkteki duvar resimleri, bezemeli kline ayakları, keskilerle parçalanarak satılmak üzere İzmir’e gönderilmiştir. Mezar odasının arka duvarı da, daha sonra üzerine sahte resimler yapılarak parçalanmış ve antikacılara satılmıştır.

Lidya döneminin en görkemli eserleri arasında yer alan bu hazine 1965-66-68 yıllarında kaçırılmıştır.

Hazinenin tamamı New York’taki Metropoliten Müzesinde 1985 yılında bir sergide gazeteci Özgen Acar tarafından görülmeleriyle bulundu. Dönemin Kültür Bakanlığının uyarılması sonucu müzenin depolarında saklanan eserleri almak için 1987’de dava açıldı ve yaklaşık 40 milyon dolarlık masrafa yol açan hukuki süreçler sonunda 1993’de Türkiye’ye geri getirildi. İade müze yetkilileri 6 yıl süren davayı kaybedeceklerini anlamarıyla gerçekleşti.

Davalar sonucunda Ekim 1993’te, 60’lı yıllarda kaçak kazılarla edinilen 363 eserin ülkemize iadesi sağlanmıştır. Böyle bir anlaşmanın temeli bilimsel etiğe dayandırılmış ve “Metropolitan Museum of Art”ın kaçak eserlerin ait oldukları topraklara geri verilmesi ilkesini mutlaka hukuksal bir davaya dayanmaksızın işletmesi Türkiye’nin eski eser kaçakçılığı ile uluslararası platformda verdiği mücadelenin zaferi olmuştur. “Kültür varlıkları yerinde güzeldir”

1996’dan beri Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Karun Hazineleri yer sıkıntısından dolayı onlarca eserin üst üste istiflendiği müzede, 35 bin 573 tarihî eser bulunuyor. Bu eserlerin yüzde 10’u sergileniyor. Müzede Karun Hazineleri’ne ait 450 adet eserden 300’ü sergileniyor.

Lidya Kralı Krezüs’e ait olduğu değerlendirilen ve Karun Hazineleri olarak adlandırılan 451 parçalık paha biçilmez koleksiyon, yapımı süren yeni Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenecek.

Karun Hazinesi
Karun Hazinesinin en değerli parcası kanatlı Deniz Atı broşu
Karun Hazinesi
Karun Hazinesi altın bilezik
Karun Hazinesi
Karun Hazinesi yonca ağızlı sürahi
Karun Hazinesi
Karun Hazinesinde değerli bazı eşyalar