Home » Uncategorized » Define Nerelerde Aranmalı

Define Nerelerde Aranmalı

Define nerenlerde aranmalı; defineciler ve defineciliği hobi olarak yapanlar için çok önemli bir konuyu burada açıklamaya çalışacağım. Ancak burada vereceğimiz bilgiler kesin %100 bilgiyi ifade etmez. Bununla beraber define gömülerinin nirengi noktalarıyla ilgili olarak hata payı az olan bazı bilgileri ve tecrübeleri aktarmış olacağız. Eski zamanlarda banka bulunmadığı için insanlar paralarını ve kıymetli eşyalarını kendi belirledikleri en gizli noktalara saklarlardı. Bu gizli noktalar arazide olabileceği gibi evlerde, kiliselerde ve çeşitli doğal yapılarda da olabilir. Bunların dışında insanların kendilerine has para gömdükleri yerlerde vardır. Benim burada anlatacağım; paraların ve değerli eşyaların nerelere konulabileceği bilgisini sizinle paylaşmaktır.

Gömüyü gömen kişi varlığını gömmeden önce kesinlikle gömeceği yeri iyi araştırır. Kendi yaşadığı bölgenin doğa şartlarını göz önünde bulundurarak en az 100 yıl değişmeden kalacak yerlere gömmeyi planlayarak en uygun ve akla en yatkın yeri bulmaya çalışacaktır. Ancak akla yatkın olması kendi açısından önemlidir. Bu nokta varlığını gömen insan başkası tarafından yeri kolay bulunamayan ve tahmin edilemeyen yerleri tercih eder.

Gömücünün seçtiği gömü alanını sık sık kontrol edebileceği bir yer olur. Eşkıya ve muharipler için böyle bir şey geçerli değildir. Özellikle evde ve bahçede gömü yapan insanlar oturup yattıkları odalarda ya da pencerelerden rahatça görebilecekleri yerleri seçerler.

Gömüyü yapan varlıklı kişi ya da kişiler gömüyü tekrar bulabilmek için gömün çevresinde kendilerine göre uygun bir ya da birden fazla yeri nirengi noktası olarak alırlar. Bu belirlenen nokta arazi ve orman gömüsü yapanlar tarafından çoğunlukla kullanılır.

Gömüyü gömen kişi gömünün çevresinde işaretler koyarak onların yardımıyla yerin bulunmasını sağlayacaktır. İşin aynı zamanda zor olan kısmıdır. Zira gömücün bıraktığı işaretin çözülebilmesi için bu işin bir kuralının bulunmadığı bilinmelidir. Sadece bunlarla bitmeyip bir de Grek, Roma, Frig, Bizans alfabe ve rakam sistemlerinin bilinmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Gömü Mekânları: İşaretlerin kendisi kadar işaretlerin bırakılacağı yerlerde önemlidir. Gömücüler çok nadirde olsa hiçbir işaret bırakılmadan gömü yapabildiği bilinmektedir. Yaşadığımız yerlerdeki gömülerin nerelere saklandığı, yapılan gömülerde hangi noktaların daha çok nirengi olarak seçildiğini görmeye çalışalım. Şurası asla unutulmamalıdır ki gömü yapan insanlar kendilerine gömü yerlerini belirlerken asla değişmeyecek ya da yakın zamanlarda yerinden oynamayacak işaretler bırakırlar.

Bu yerleri kısaca inceleyelim

Araziler: Eski insanlar arazileri çok iyi değerlendirdi. Kendi yaşadıkları devirde yolları ve yolların geçiş yollarını göz önünde bulundurarak en az dikkat çekecek yerleri seçerler. Arazi gömülerinin büyük kısmında yerlerdeki sabit kaya parçalarına genellikle; ok, kama, cezve, nal, niş, sofra taşı, zincir, el ve ayak resmi ile hayvan işaretlerinin oyma, kabartma ya da çizgi olarak yapıldığı küçük taş parçalarıdır. Bu işaretler kayalıkların üzerinde değildir. Yerdeki, ortalama 1-1,5 küçük kaya ve taşlara yapılmıştır. Burada dikkat edilecek önemli nokta arazi işaretlerinin bir tane olmayacağıdır. Hatta Ermenilerin kendi kültürlerine özgü en az 2 ya da 3 işaret bırakarak define gömdükleri uzman defineciler tarafından biliniz. Bu işaretlerin bir tanesi yönü verirken, diğeri de mesafeyi bildirir. Bazen de tek işaret yönü ve mesafeyi vermektedir. Ok, yay, ayak… işaretler bunlardandır. Murçlu kayalar ise mesafeyi ve yönü sayarak bulması gerektiğini anlatıyor. Bu işaretlerin bir kısmı ters yönü anlatır. Ok işareti de bu motif işaretlerinden biridir. Diğer işaretlerden bazıları da bulunduğu taşın altını kazmayı anlatır. Cezve, değirmen taşı, musalla taşı, sofra taşı, yonca, yapraklı çiçek bunlardan bir kaçını ifade eder. Çizilmiş işaretin gösterdiği tarafa gidilerek ‘adım ya da metre hesabıyla’ gömüyü aramalıdır. Bunun sonucunda gömüyü gömenlerin mantığını ve kullandıkları uzunluk ölçülerini bilmeyi gerektirir. Ama genelde adım ya da metredir. Bunlar da bir kısım oklar, kasatura, baş halkalı zincir, ayak, el, tabanca ya da tüfek… işaretleri bunların bir kaçıdır.

Osmanlı döneminde tebası tarafından kullanılan arşın ölçülerinin bilinmesi gerekir. Osmanlı İmparatorluğundan önce yaşamış olan Roma ve Bizans gibi uygarlıklarından kalma işaretlerin ve sembollerin de bilinmesi gerekir. Malzemenin yerini bulmak için gerekli olacaktır. Arazi ve kayalık alanlarda bulunan bazı işaretlerin sadece müjdesi vardır. Asıl parayı bulmak da yine ikili-üçlü işaretlerin iyi tanınmasını gerektirir. Yer taşlarına yapılan işaretlerden biri de parçalı motiflerdir. Bunlar topal ayı, tek göz, eksik yapraklı çiçek, çolak papaz… gibi işaretlerdir. Bu işaretlerin kopuk ve eksik olan parçalar çevrede bulunuyor. İşaretin kopuk parçasının bulunduğu yerin altında değildir. Çevresinde aranacaktır. Yer taşlarına çizilen haç ya da ‘yemin etmeyi’ ifade eden istavrozlar mezara ya da tapınağa nişan olarak bırakılmıştır. Arazilerde bulunan tek ağaç ve ya ikili üçlü sıralı ya da geometrik şekilli olan ağaç grupları da önemlidir. Definecilerin sıkça karşılaştıkları çatal çamlar, eski ardıçlar, ahlat grupları aldatan yerler değildir.

Ormanlar: Gömülerin saklandığı yerlerden biride ormanlardır. Orman gömülerinde sık görülen ağaçlar yerine yol kenarlarında belirli genellikle uzun yaşaya bilen ağaçların çevresi tercih edilir. Ormanlarda yol ayrımları ya da bakıldığında köy veya ağılı gösteren noktalar önemlidir. Ormanın defineciler tarafından iyice bilinmesi çok önemlidir. Ormanın içinde gizlenmiş ya da yıkılmış kilise, kale, han ve tapınak yerleri ile mağaralar mevcuttur. Günümüzde bu yerlerin büyük kısmı yıkılmış ya da tahrip edilmiştir. Buraların eski şeklini göz önüne bulundurarak araştırma yapmak gerekir. Eskiden ormanlık olan bugünse çıplak arazi olan yerler, olabileceği gibi tam tersi de olabilir. Hıristiyanlık dininde inziva ve riyazet yerleri vardır. Dolayısıyla bazı kiliseler ile tapınaklar ormanın içinde yapılmıştır. Papaz ve rahipler buralara giderek ibadette yaparlar. Bazı manastırların gözlerden uzak ormanın içine yapıldığı birçok kişi tarafından bilinmektedir. Trabzon’daki Sümela Manastırı gibi

Kilise ve Tapınaklar: İnsanların inançları ve güvenlik olmaması nedeniyle gömücüler tercih ettikleri mekânlardan biriside kiliseler ve tapınaklardır. Kiliselerde bulunan papaz ve rahiplerin odaları asıl paranın saklandığı yerdir. Halktan ve idarecilerden topladıkları paraları, papazlar kiliselerde mihrap altında ya da kilise ile ev arasında gidiş-gelişlerde kullandıkları dehliz içinde özel yapılı ve güveli odalarında saklar. Kedilerinden sonra gelen insanlarda bu mekânları sıkça tercih ederler. Bunun dışında kullandıkları saklama noktaları ise kilise avlularıdır. Günümüzde ise bu tür gömüler artık çok nadir bulunmaktadır. Bunlar ya soyulmuşlar ya da avluları yok olduğu için bugün bulunamaz hale gelmişlerdir.

Dere ve Nehir Kenarları: Gömüyü gömdükten onlarca yıl sonra değişmeden kalan nadir yerlerden biride dere kenarlarıdır. Bu tür yerler define gömücüleri için vazgeçmez yerlerden biridir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus; derelerin yatak kenarları bu işlem için uygun değildir. Eski gömücüler sel ya da taşkın olduğunda gömü için felaket olacağını bildikleri için nehir kenarlarındaki sert kayalık alanları seçer ve gömüleri de metal ya da kalın pişmiş küpler içinde saklarlar. Nehirlerin, derelerin, akarsuların dönüş noktaları ve eski köprülerin yakınları araştırılmalıdır.

Köprü Ayakları: Köprüler çok uzun yıllar ayakta kaldığı için gömücüler tarafında tercih edilir. Köprülerin ayakları da gömü saklamak için kullanılan yerlerdendir. Özellikle kesme taştan yapılan köprülerin çoğunun ayak kısmını işaret eden bir takım motifler ya da figür bulunur. Bu işaretler birçok örneğini gördüğümüz gibi süsleme ve tezhip sanatı gibi görülür. Bu işaretler aslında bir takım saklanmış eşyayı ifade eder. Bu tür köprü ayaklarında genellikle görülen işaretler: haç, çiçek, çember, papatya ve güneş işaretleridir. Elbette istisnalarda vardır.

Pınar ve Çeşme Gözeleri: Arazide gömü yapanların en çok tercih ettikleri en ideal nirengi noktalarından biride çeşmelerin gözelerdir. Bunları bulmak çok zordur. İnsanı uğraştırır. Günümüzde çeşmelerin gözeneklerin pek çoğunun yeri kaybolmuştur. Pınar ve çeşmelerin kendileri de önemli noktalardır. Bu noktaların yukarı kısımları 7-11-40 adım gibi ölçülerle saklama noktası olarak kullanılmıştır. Bu noktalardan önemli bir nokta ise çeşme ve pınar gömülerinde 4 farklı yönden birisi baz alınır. İmkân varsa çeşme üzerine bu işlenir. Dikkatli bir defineci tahrip olmamış böyle bir çeşme kaidesinde bu işareti yakalayabilir. Define uzmanlarına göre çeşme gömüleri, suyun aktığı yönde değil; tam tersi istikamettedir.

Yol Ayrım Noktaları(Makas Yerler): Bazı gömücüler gömülerini sakladıktan sonra definenin yerini bulmak için çeşitli haritalar yapmışlardır. Bu haritalarda işaretleri incelerken ağzı açık makas ve bazen de kerpeten dört yol ağzını, kırık makas ise üç yol ağzını ifade eder. Bazen de kırk makas iki suyolunu birleştiği noktayı ifade eder. Bu tür yerler gömücüler tarafından çokça kullanılmıştır. Gömücülerin işaretleri: makas, kerpeten, çapraz kılıç, iğne-iplik gibi simgelerden oluşur.

Değirmen İçi ve Çevresi: Arkeologların yaptıkları araştırmalara göre insanoğlu buğdayı günümüzden 6-8 bin yıl önce de kullanmaktaydı. Buğdayın öğütülme yerleri genellikle değirmenlerdir. Değirmenlerin ilk ne zaman kullanıldığı hakkında bir bilgimiz bulunmamaktadır. Değirmenim ilk yapıldığı günden bu güne kadar insanoğlunun uğrak noktalarından birisi buralar olmuştur. Özellikle değirmenlere su taşıyan arkların kenarları, değirmene yükleme yapılan sırt cephesi, değirmen taşının döndüğü istikametin uzak noktaları saklama yerlerinden biridir. Definecilerin bilgisine göre değirmen sahibi, kendi emanetini değirmenin porto(çift) kapısının sağ kanadının arkasına koymuştur. Her gömücünün kendine göre bir gömü mantığı vardır.

Höyük ve Tümülüsler: Gömücülerin önemli gömü yerlerinden birisi de buralardır. Burada size Tümülüs ve höyüklerin içyapısını anlatmayacağım. Gömücüler için bu yerlerin dış ve yakın çevreleri çok önemlidir. Tarihin en büyük soyguncusu devletlerinden biri olan Bizanslılar, ekonomik zorluklar nedeniyle kendisinden öce yapılmış Tümülüsleri olduğu gibi kendi dönemlerinde yapılanları da soyup soğana çevirdiler. Böylelikle geç Bizans dönemine ait Tümülüslerde sadece ölünün cesedi konulur. Varlıkları ise bölgede yakınında bulunan başka bir saklama mekanına bırakıyordu. Aynı mantıkta hareketle geç dönem insanları definecilerini gömerken höyük ve Tümülüs ya da höyüğün yakın mesafede bulunan yerlere gömüyordu. Bu yerlerin asla değişmeyecek ve bozulmayacak sabit yerler olarak görüyorlardı.

Dağ ve Tepeler: Doğadaki küçük dağçıklar ve tepeler gömücüler açısından mihenk noktalarıdır. Bulduğumu bir harita ya da büyüklerimizden edindiğimiz bilgileri kullanarak tepe ve çevresinde yer alan çeşme, han, hamam, pınar, köprü, kilise, değirmen, yol ayrımı gibi nirengi noktalarını gözden kaçırmadan dikkatli bir inceleme yapılmalıdır.

Kayalıklarda Korugan Çakıl yerleri: Kayalık bölgelerde yaşamış gömücüler için ideal saklama yerleridir. Tarihi geçmişi bulunan kayalık bölgelerde yerde yatay olan taşlarla ilgili bilgileri yukarıda anlatılmıştır. Kayalık bölgelerde en çok rastlanan gömüler mihraplar, koltuk taşlarının önlerinde ya da altlarındadır. Bazı işaretlerde hayvan figürleri vardır. Kayalara yakın bölgede gömüyü gösteren harita vardır. Bu hayvan motiflerinin en çok bilinenleri ejderha, yılan, kurt, tavuk ve civcivler, kaplumbağa, fil gibi hayvanlardır. Bunların yanında eski yerleşim yerlerinin çevresine irili ufaklı mezarlar bulunmaktadır. Mezarlar ufak taşlar üst üste konularak yığınak halinde yapılmıştır. Bunun gibi bölgelerin en yakınındaki tepe noktasının en üst noktasından baktığımızda tepenin çevresinde taş yığınından yapılmış mezarın ve daha büyüğü yapılmış olan çakıl yığını tepeciklerle karşılaşırız. Bu taş yığınları eskiden o bölgenin ileri gelenlerini ya da rahip olarak bilinen önemli kişilerin mezarlarıdır. Bunlar korugan şekli olabilir ya da bu şekilde taş yığınlarıyla örtülü haldedir. Bazen de yakın bir tepe noktada ikinci bir mezarı aynı şekilde görebilirsiniz. Bu yerler özel yapılmış define yerleri olarak bilinmelidir. Bu tür yerlerde genellikle; küçük heykeller, çanak, çömlek ve şahsi eşyası gibi malzeme daha çoktur. Bu yerler zaten görünüşüyle zaten apaçık mezar olarak görülüyor.

Sahte Mezarlar: Gömüleri saklamada en çok kullanılan yöntemlerden biri de sahte mezarlardır. Ermenilerin ve eşkıyaların hazinelerini gizlemek için mezarlık ve türbelere eşyalarını sonra gelip almak üzere bu tür yerlere saklıyordu. Türk halkıda baba-dede kültürüne bağlılık yüksek olduğu için bunu da bilenler tarafından yararlanıyor. Bu tür mezarları kazarken dikkatli olmak lazım yanlışlıkla bir ermişin kabri telef ve tahrip olabilir. Bu tür sahte mezarlar genellikle uzun ve kıblesiz olmaktadır. Türbelerdeki uzun sandukalar orada bulunmamaktadır. Türbelerin yüceliğine istinaden uzun yapılmıştır. Bunlarla arazide ya da mezarlıklar da olan uzun mezarları birbirine karıştırmamak gerekir. Bir örnek verecek olursak; Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yatan Seyit Battal Gazi Türbesi içindeki Seyit Battal Gazi yaklaşık 7 metredir.

Mağaralar: Mağaralar gömücülerin çok sık kullandığı yerlerden birisidir. İsli, Gazlı, Kemerli Mağara gibi isimlerle meşhur olan ve birçok kişi tarafından aranan mağaraların ne ifade ettiğini henüz bilmiyoruz. Mağaralar çok eski zamanlardan beri insanların saklanma, yaşam alanı ve bunun yanında ahır olarak hatta mezarları oralar kullanılmıştır. Hiçbir zaman define gömme yeri olarak kullanılmamıştır. Mağaralarda kesinlikle para yoktur demiyoruz ama gazlı, isli mağara diye adlandırılan mağaralar özel define yerleridir de diyemeyiz. Bunun bilinmesinde gerekir. Mağaraların korunaklı kaya ağızlı(Kapı girişinin büyük bir kaya parçasıyla örülmesi) olan yerler 100 lerce yıl insanlar tarafından sığınak olarak kullanılmalarına karşın bunlar resimli mağaralar değildir. Resimli mağaralar ise yılın belli günlerinde gelinip topluca ayinlerin gerçekleştiği kutsal yerlerdir. Bu kutsal yerler yalnızca rahiplerin gözetiminde bulunuyor. Topluluk da ayinlere katılmak için buralara geliyordu.

Başka bir yoruma göre: Gömünün nerede bulunduğunun en büyük belirtisi ise su kaynaklarıdır. Yani gömüler suyun bulunduğu yerlerde aranmalıdır.

Define(gömü) ve ya arkeolojik yüzey araştırması yaparken su kaynakları göz önüne alınarak araştırma yapılmalıdır. Su varsa su olan yerde hayat, hayat olan yerde medeniyet var demektir. Medeniyet olan yerde ise kalıntılar vardır. Kalıntılarda ise eski zamanlarda o bölgede yaşayan insanlar hakkında bilgi vermektedir. Defineciler için önemli olan, şahsi eşyaları ve kullandıkları kap-kaçak…